Pazartesi, Ekim 04, 2010

05.10.2010/ damla



















acının sesi-yasmin levy

süzüldün gözlerimden. yıllarca saklamıştım seni orada. baktığım herşeyin odağındaydın. aşağıya, ağır ağır yuvarlandın. geri alman mümkün değil; bunu istemiyorsun belki de. biriktin yavaşça, sana baktıklarında kendilerini gördüler, beni gördüler.

beşiktaşta bir parktayız. tüm gün yürümüşüz, yorulmak nedir bilmiyoruz. havaya aldırmıyoruz. yağmur da bizim için, güneş de... bir banka çöküyoruz, sokuluyorum usulca sana. bir köpek geçiyor önümüzden; sokak köpeği, kirli, ıslak, cılız... şarapçılar var ileride. kendi aralarında gülüşüyorlar. korkuyorum onlardan. 'korkma, en zararsız varlıkları onlar dünyanın. tek zararları kendilerine'. bir gün, sensiz kalırsam, her yanı paçavra, pejmürde bir kadın olurum herhalde. dudağımda bir sigara, ellerim kirli, simsiyah, pijamadan bozma dolanırım sokaklarda, gece gündüz. biri yaklaşıyor; nedendi hatırlıyor musun? sigara da istememişti bizden. bu kız benim kardeşim dedi. beyefendi, üzme onu sakın tamam mı? bu kızın yanından ayrılma tamam mı? sanki eski bir istanbul beyi, şarap bozmuş ağzını, aklını düzeltmiş sanki. siz... (bir şeyler geveliyor, duyamıyoruz) seviyorsunuz birbirinizi. bu kızı üzme, o benim kızkardeşimdir. onu da dinlemedin demek ki. beyefendi (yine geveleniyor)... benim kızkardeşim o, yanlış anlama. bir şey söyleyeyim ona, izin verir misin? 'tabi, buyrun'. küçük hanım, gözlerinize meftun oldum, meftun eder gözleriniz. şarkı söyleyerek uzaklaşıyor.gurur duyuyorsun. meftundun, kuzgun gözler, bozdu mu büyüyü. kara büyü mü yaptı?

gözlerim seni döküyor şimdi. kopuyorsun parça parça. tanrım, bu kadar mı işledin bana, benden kopuyorsun, beni koparıyorsun. tanrım, bu nasıl acı! çıkıyorsun biraz biraz içimden. onlara bakıyorlar, kendilerini görüyorlar, seni görüyorlar. aşağı süzülüyorsun, yanaklarıma. hergün en az bin kere öperdin, milyonun hatrı kalırdı ya hani? Süreya, sadece bana yazmamış demek ki. ah Süreya! sen istemezdin bir kadının canını bu kadar yakmayı. bir görseydin beni, o kalemle içimi deldiğini, elin varır mıydı o kağıtlara? ah Süreya! yandın mı ki bu kadar? sana aldığım ilk doğum günü hediyesiydi, bir çantanın içinde Asaf. bulurdun onu başka yerlerden de -nereden geldi ki şimdi benim aklıma-.

dökülüyorsun tek tek. ne kadar çokmuşsun bende! ummadığım, farketmeden sakladığım binlercesin. bebek sen, çocuk sen, gülen sen, ağlayan sen, sarılan, öpen sen, kızan sen, giden sen, kaybolan sen... bir sürüsünüz. hepinizle başa çıkabilecek miyim? korkuyorum, ya kalırsa birazınız? gidiverin, yakmayın artık.

ince ince süzülüyorsun dudağımın kenarına. tatlı yer derdin hani. dudağımdan öpememe bahanesiydi belki. dört temmuz ikibinon, saat yirmi onbeş, otobüsün kapısındayım. vedalaşamıyoruz uzun uzun, çok da kırgınım sana. otobüs hareket ediyor, yetişip öpüyorsun tatlı yerden. son kez... milyarların hatrı kalıyor, benim hatrım kalıyor. bir parça hatrım vardır herhalde? hadi geri döndür. hadi yeniden yaz. sil, kaybet, unut, unut-tur.

çeneme doğru süzülüyorsun, tenimde buharlaşıyorsun. yavaş yavaş bitmek bu olsa gerek; biter misin? biter misin, gider misin, yiter misin, hiç olmamış gibi; lütfen. çenemden tutup kaldırırdın bakışlarımı, ağlamama dayanamazdın. ne güzel bakardın sen. yumuşacık, dopdolu... neler okurdum onlarda. gözlerinde kendimi görürdüm, kendimde seni... kaybolurduk, iç içe, tekleşirdik. bir olurduk. dikelim birbirimizi derdim, hiç kopmayan iplerle. ayrılmayalım birbirimizden. 'bir gün gerçekten hiç ayrılmayacağız, çok az kaldı sabret'. o gün bugün mü?


.......................................................................

bir hikayeden bahsediyorum parlayan gözlerle. heyecanla dinliyorsun. bir damlanın gökten kopup yere düşüşü olacak. 'eminim çok güzel olacak'. o damla benden kopuyor, düşüşün oluyor, düşüyorsun gözümden. üzgünüm...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder