Cumartesi, Ekim 09, 2010

ihtimalsiz
















7 ekim-9 ekim ihtimal...

iki hafta bir gün geçti. ilk günlerinin kimi detaylarını hatırlayamadığım onaltı gün. çoğunlukla sızıyordum. en son mezuniyetimde sarhoş olmuştum ama en son seni tanımadan önce sarhoş olmak için içmiştim. seni ilk kez rüyamda gördüğüm gece -ki henüz tanışmamıştık- sarhoştum. sana ilk yazımı, seninle tanışmadan önceki son bir temmuzda yazdım. ertesi gün doğduğun günmüş. umarım bundan sonraki ilk bir temmuzda çoktan yazmayı bırakmış olurum.

seni tanımadan önce sevmiştim seni. bu kadar uyumlu olmasaydın, biraz kendin olsaydın, birkaç hafta sürerdi; belki de. ihtimaller... seni bir plajda tanımış olsaydım, yıllarca aynı yerlerde karşılaşmayacak olsaydık, bir yaz aşkı olur, biterdi; belki. seni hiç görmemiş olsaydım, yine sana yazıyor olacaktım ama, bu kesin. çünkü sen aslında, sen değilsin.

'bundan binlerce yıl önce doğmuş olabilirdim, şu an yeni doğmuş bir bebek de olabilirdim, başka bir varlığın vücuduyla da gelebilirdim dünyaya. seni bulabildiğim için çok şanslıyım.' demiştin. ihtimaller... ellerimi tuttun sımsıkı, karaköydeyiz. bir vapur yanaşıyor. sebepsizce gezindiğimiz günlerden biri. sadece gitmek için gidiyoruz. sadece şahidimiz olsun istanbul. gülümsemeye çalışıyorum, ağlarken gülümsemem hoşuna gitmiş olmalı. sarılıyorsun. kendimi bir filmin içinde gibi hissediyorum, aşk dolu bir film. birçoklarını sıkacak cinsten.

onaltı gün geçti, ihtimalsiziz. senin pek umurunda değil zaten. buna hazırdın; biliyorsun, bir senelik hazırlık... ellerimi tutmuyorsun sımsıkı. durağa yürüyoruz. gerektiğinde tutuyormuşsun gibi sanki. centilmenliğinden sadece sanki. aynı hazzı alamıyorum. korkuyorum. bitecek, hissizleşeceğiz. hissizleşmeden önce hissizleşmekten korkar da insan, hissizleştikten sonra; saçmalıktır bütün korkular. sen korkmuyorsun, ben ürperiyorum. ensemde tekinsiz bir nefes, zaman zaman soğuk geliyor. itiraz ediyorsun. saçmalıyorum sadece.

ilk kez aldatıldım. aptal olduğumu düşünme sakın. evet, gözüme sokulmasaydı anlamayacaktım da. ben senin sandığın kadar güçlü biri değilim. öyle görünmeyi becerebilecek kadar iyi bir oyuncu belki sadece. öyle olduğumu sandığın için miydi yaptıkların. bıraksaydın keşke, evet o şekilde atlatırdım sanki. ihtimal... ama şimdi bir enkaz bıraktın. beni hazırlamaya mı çalıştın? öyle davranarak. o halde neden, neden geri döndün defalarca? neden af diledin? kurduğun af cümlelerinin altında neler saklıymış. tanrım! bir daha, bir daha yaşıyorum her gününü, kabus... hiç tahmin edemeyeceğim kadar kurnaz... vicdanını rahatlatabildi mi söylediklerin? 'bir erkeği affedebilmektir en güzel hediye. yaptığı hataları sevgisinden yaptığına, o kadar çok sevdiğine ki kaybetmekten korktuğuna, yaptığı hiçbir şeyin mazeret teşkil edemeyecek olduğuna ama çok sevdiğine inanmaktır' demişsin. geçtiğimiz bir temmuzda. belki bana bile değildi yakarışın. ihtimaller... içini açıp sayfa sayfa okuyamıyorsun ki insanların. üstelik bunu kendinde yapmayı başaramamışken karşındaki. hiç anlamamış olsaydım, bir gün evlenecektik belki de. ihtimaller... bu acı, o zaman nasıl sökülürdü, şimdi bile çok korkunçken?

gözlerimi kapadığımda yüzün beliriyor. bir gün gelecek ve yavaş yavaş silineceksin. ama hiç varolmamış bir dünya hayal ediyorum. kuzgun gözlerin bizi bir yerlerden tehdit etmediği. seni son halinle bildiğim bir dünya; buna gücün yetmez sevgili, beceremezsin. ben de beceremem, biz de beceremeyiz. ihtimalsiziz.

doğru olanın ne olduğunu adım gibi biliyorum. ama elim varmıyor, ayaklarım yürümüyor, kalbim atmıyor unutmaya çalıştığımda. sana çarpmıyor olsaydı kalbim, seni hecelemeseydi her atışında, ellerim seninkilerin içinde değilken boşlukta debeleniyor olmasaydı, ayaklarım sadece sana gelmek için yürümeseydiler. başını göğsüme yaslardın, bak derdim, e-ray. düm-düm değil, e-ray. kalplerimizi değiştirmiştik bir keresinde, hatırlayacaksın, bunu unutma lütfen. benimki sende kaldı. benim kalbimle mi sevdin kuzgunu? biliyor musun, severdim ben de onu. bazen yazdıklarına bakıyorum da, dilim varmıyor kötü laflar söylemeye.

kalbim sende kaldı, unutma bunu. kalbim oradayken, ihtimalinden emin olduğum tek bir şey var; yaşayamam, ihtimalsizim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder