Pazar, Ekim 24, 2010

bak

iç sıkıntısına gark oldum. bazen elim gidiyor yazdıklarına, işte o zaman boğuluyorum. nasıl bir şey sana anlatayım:

aklından düzinelerce soru geçecek evvela. hiçbiri, ama hiiçççbiri yanıtı olan sorular olmayacak. öznesi sende gizli,  öznesi 'o' olan ama bir yerlerde hep gizlenmiş olan... yanıt yok, bunu iyi anladın mı, yanıt verecek tek kişi var, ama o da yanıtsız çünkü. bunu anlayabildiysen devam et okumaya.

her kelime hem sadistçe hem de mazoşistçe acı verecek. sado-mazo gibi bir şey yani. biraz daha açacağım, merak etme. her kelimeyle küçük bir nefes aldığını düşün. sonra o nefesin saliseden daha kısa süreyle yüreğini iğnelediğini düşün. hani yumuşak iğnelikler vardır ya, bir yazının tamamında yüreğinde yüzlerce iğne saplanmış olacak, öyle bir şey düşün işte. ve neden sadistçe; çünkü aynı acıya eşdeğer olarak yazan da acımış zamanında, belki de hala acıyor. bu yüzden.

her kelime hem sadistçe hem de mazoşistçe zevk verecek; bunu anlaman kolay, yukarıdakileri anladıysan. bilinemez olanı anlamaya çalışmanın keyfi. anlamak senin işin, sen felsefecisin.

devam et okumaya; noktalarını büyüt şimdi yazıların. her nokta bir yumruk kadar olsun. hatta beynine vuran bir yumruk olsun. her noktayla hatıraların sarsılsın. yavaşla, bekle, nefesini tut ve son nokta olmaması için yine de dua et.

anlayabiliyor musun?

devam et, lütfen. virgüllerde o bahsettiğim iğnelerin biraz çekilir gibi olduğunu düşün şimdi. bir nefes gibi. ölmek üzeresin ama sanki son nefes daha var. düşün. umudu düşün, ölmene saniyeler kala gelen bir umudu düşün. yapamadın değil mi? sana şunu dediğimi düşün o halde: 'belki olabilir, ne dersin?' şimdi anlayabildin sanırım. yoksa öldün mü?

biraz daha ister misin? ağlıyorsun o halde. gözyaşlarının kağıtlara düşmemesi için inanılmaz bir çaba harcıyorsun. yüreğin dağlanması ne demek bilir misin? bilirsin... yüreğini dağlayan her harfi tutmak istiyorsun. akıp sildikleri için yaşlarına kızıyorsun. akıp gittikleri için yaş'ına kızıyorsun. kaç yaşındaydın? 25 değil mi?

o halde burayı anlayabilirsin belki. 25 yaşında bir kızsın. dene, umutlu, heyecanlı ve sevimli bir kızsın şimdi. taptığın bir adam var. her şeyi onunla yaşadın. gözlerinin, ağzının içine bakıyorsun. ne derse olur diyorsun. aptal bir kız olduğunu düşün vesselam. yapabildin mi? seni çok seviyor bu adam, öyle sanıyorsun. hayallerin var, beraber yapacağınız milyonlarca şey var. geceleri uyumadan önce dua ediyorsun. dua ettiğini düşün, onun için, kendin için, sizin için. sonra o adamın sana ihanet ettiğini düşün. çok yaklaşmışken. vuslata çeyrek kala.

devam edecek misin?

bence etme. hiç bir hermeneutikçi yapamaz, sen de yapamazsın inan. yazan tam olarak kendini açamadığı sürece, sen sadece anlamak istediğin şekilde anlayacaksın.

gözlerime bak sadece; bir görsen, neler ağlar.

hermeneutik

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder