evet 'for the one unchanging' ama aynı zamanda da 'for those who died alone'.
hayata katıl artık diyenler var. hayatın ne tarafta olduğunu görebilsem. hayır bir melankoli değil, yanlış adım atmaktan korkuyorum. bu bir yeniden doğuş. çevremde beni sevenlerin olduğunu gördüm. bunu 'şimdi' görebilmek ne acı. ve ayıp tabi ki. sevginin yoğunluğunda farkedemiyor insan. başka sevgi biçimlerini göremiyor. ancak o sevgi yoğunlaşıp, yoğunlaşıp, demir kadar katı olursa? demir bir leblebi gibi kalıverirse insanın boğazında, başka sevgiler itmeye başlıyor onu. su gibi serin, süt gibi yumuşak, bal kadar tatlı...
kimse kırılmıyor bana. bir çoğu biliyor nasıl olduğumuzu. felaketi önceden görememiş kimse. insanlar bizi sonu mutlu bitecek bir film gibi izlemiş. bizim filmimiz şaşırtıyor onları. beni de... işte bu iyi bir yönetmenin işi!
son yirmi günde, mutlu bir insanın ömrü boyunca öğrenemeyeceği şeyleri öğrendim. cehalet mutluluktur 'motto'sundan yola çıkarak tabi. kapalı kalmayı istemiştim, hiç öğrenmemiş olmayı... hiç yaşanmamış olmasını, birinin bana şaka yapmış olmasını. rüya olmasını...
şimdi uyanıyorum o rüyadan. kötü bir rüya. tesellisini bekliyor, beni şaşırtacak kadar çok insan, ki bir çoğuna söylememişken, teselli ediyor; ancak, uyanan benim, kendimi uyandırıyorum. artık teselliye ihtiyacım yok.
ne kadar uzun sürmüşse acısı da onunla orantılı olur, hayır. hayatın reçetesi yok. buna ben karar veririm.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder